İçimde derinlerimde ”His”



Tanımadığım biri var derinlerimde, rahatsızlık dürtüsü eşlik ediyor her anıma. İnsan bu denli bilinmezliğe eş olur mu? Nasıl bir bilinmezlik bu içimdeki… Kaybolmuş bir his, düş… Tüm renkleri ile en derinliğimde, benden öte, içimde her bir zerrem de…

Ve gittikçe bu his çaresizliğimizi daha da hissettirmekte. Özgür irade diye haykırdığımız şey de ne? Bir zamanlar var olduğuna inandığım koca bir palavra… Düşün ki gözlerini açtığın bu yere dahi gelmeyi isteyip, istemediğini bilmediğin sana sunulan, varlığından habersiz bir aile kavramının ortasına öylece düştüğün… Seçimin olup olmadığını dahi bilmeyerek başladığın bu yol da  hangi özgür iradeden bahsediyoruz…

Tüm bunlar. Görünmezliğin duvarını nasıl da örüyor. Yaşamın, dünyanın büyülü varlığı. Tüm çaresizliğimi bir saniye, bir dakika da unutturuyor. Gerçekliğin dahi varlığına inanmaz iken ben, yaşam nasıl inansın. İşte her an içimde büyüyen bu rahatsızlık hissi ile boğulmakta düşüncelerim. Şüphe, tüm bu düşünceler ile derin bir hastalık işlemekte ruhuma. Tüm bu şeylerin ortasında benim gerçekliğim, hislerim.  Dile gelen her şey yalan nasıl da hissediyor parçalanmış her bir parçam. İnsanların kalıplaştırdığı her bir kavram, mantık kılıfı ile süslenmiş yalanın her bir tonunu yansımakta hayatlarımıza…

Oysa hissetmek, tüm bu tonların ayrımından sıyrılmış gerçekliğin ta kendisi.  ”His” insanoğlundan öte… Bilincin ötesinde… Benim gerçeğim hissettiklerimde. O bana ait, içimde derinlerimde bu dünyanın ötesinde büyülü bir düşü simgeliyor her anımda, ruhumda. Bilinmezliğin ötesinde…  Öncesinde ya da sonrasında hep içimde… O her şeyden daha çok bana ait daha gerçek. O benim olmadığım her  yerde, o benden önce benden sonra hep benimle… Sevgi, nefret, kin, güç… Hisseder, hissettirirsin…

Dile gelen her şey bayağılaşmaya mahkum. İnsanoğlu kalıpları ile her an daha da kirlenmekte. Maalesef her güzel şeyi mahvetmeye yeminli… hükümlüyüz.  ”His” ona erişemez hiç kimse, o senden öte seninle… Gerçeklik; hissettiğimiz, hissettirdiğimiz her şey de…

 

(…) İnsanoğlunun egosu yalanlara sığınır, yalanlar dile. Dil ise kirlenmenin evine, kendine. ‘’His’’ ise o yola gitmemenin düşünde…

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.