Görmek

Görmekle var olan her şeye, sadece bakmakla yetiniyoruz. Bir kaleme, kalem olduğu için bakıyorken, onun, ruhumuzun dokunuşlarını, başkalarına yansıttığını düşlediğimizde onu görmüş oluyoruz. Herhangi bir nesnenin, ardındaki bütünlüğü hissedebiliyorsak, onu gerçeklik bağlamında görüyoruz demektir. Var olma nedenini, onu o yapan şeyi, hisseder, görür ve onu bir nevi yeniden var eder, anlamlandırmış oluruz.

Görmek, görünenin ötesindeki derinliği hissetmek, aramak demektir. O derinliğin, var olduğunu bilmek demektir. Derinliklere yol alma isteği ise görmenin verdiği yetidir.
Herhangi bir şeye, herhangi bir nedenle bakarken, onun özünü, ardındaki şeyi sorgularken buluyorsak, her defasında kendimizi, görmenin boyutuna adım atmışız demektir. Bu görünenin ötesinde, bir dünyanın varlığı demektir. Ve her adım, bizde sancılı bir şüphe kırıntıları bırakır. Bu kırıntılarla, o var olanı, bulmanın arayışlarına hüküm giyeriz (…)

Hisseder, görür ve sonrasında içimizde var olan sancılı şüphe, her şeyi hiçleştirir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.